dürüst-ahd, dürüst-i‘tikâd, dürüst-makâl, dürüst-ma’nâ, nâ-dürüst, ten-dürüstî
* Dürüst; edebî bağlamda ise itikadın, sözün, veznin ve mananın teknik ve ahlaki açıdan sağlamlığını, doğruluğunu ve eksiksizliğini diğer bağlamlarda ise nesnelerin bütünlüğünü ve bedensel sağlığı, ifade eden Farsça kökenli bir niteleyicidir.
Dürüst kelimesi, somut ve soyut anlamda sağlamlık, doğruluk ve tamlık ifade eden bir sıfattır. Güncel Türkçe Sözlük’e bakıldığında kelimenin güncel dilde soyut anlamları ön plana çıkmıştır (Türk Dil Kurumu, 2022).
Dürüst kelimesi, bir insan için kullanıldığında doğru konuşan, yalan söylemeyen ve etik açıdan kötü veya aldatıcı bir eylemde bulunmayan, mert, doğru, ahlaklı ve namuslu bir kişiyi tanımlar. “Ten-dürüst” tamlaması hâlinde ise vücudunda herhangi bir sağlık sorunu olmayan, sağlıklı, sıhhatli ve sağ salim anlamına gelir (Ayverdi, 2011; Muallim Naci, 1322; Redhouse, 2011; Tietze, 2002; Türk Dil Kurumu, 2022).
Dürüst, bir söz için kullanıldığında, bu sözün gerçeklerle uyumlu, doğru ve sahih olduğunu belirtir. Aynı zamanda bir estetik belirteç olarak düzgün söylenmiş, herhangi bir imla ya da telaffuz sorunu bulunmayan, hatasız bir ifade için de kullanılmaktadır. Aynı zamanda bir sözün ya da eylemin yasalara/kurallara uygun ve hatasız olduğunu ya da ödemenin tam olarak yapıldığını da belirtir (Ayverdi, 2011; Redhouse, 2011; Şemseddin Sami, 2012; Tietze, 2002; Türk Dil Kurumu, 2022).
Dürüst ayrıca, herhangi bir nesnenin fiziksel açıdan sağlamlığını, düzgünlüğünü ve tamlığını ifade eder ve tanımladığı nesnenin eksik, kırık, bozuk ya da eğri olmadığını belirtir. Son olarak içine başka bir madde karıştırılmamış, saf anlamında kullanılır (Ahmet Vefik Paşa, 1876; Hüseyin Remzî, 1305; Redhouse, 2011; Tietze, 2002).
Dürüst kelimesinin terim anlamı, sözlük anlamına uygun olarak bir ibarenin doğru, uygun ve yerinde kullanılmış olduğunu gösterir (Kaplan, 2021, s. 98).
Terimin Osmanlı şiirindeki kullanımları da tam, eksiksiz, baştan sona, çepeçevre; doğru düzgün, mevzun, mütenasip, sağlam; kesin, sağlam gibi anlamlardadır. Ayrıca ayarı tam, Mağribî para için de kullanılmaktadır (Şentürk, 2016, ss. 400-401).
Tezkirelerdeki kullanımlara bakıldığında edebiyat eleştirisi bağlamında bir şiirin belagat kurallarına uygunluğu, aruz açısından kusursuzluğu, yazımının/imlasının doğruluğunu, içeriğinin düzgünlüğünü ve tarih düşürmelerdeki hatasızlığı durumlarını belirtir.
Dürüst kelimesinin tezkirelerdeki kullanımını edebî ve edebî olmayan kullanımlar iki ana başlıkta değerlendirilebilir.
Edebî kullanımlar, bir şiirin belagat kurallarına uygunluğu, aruz açısından kusursuzluğu, yazımının/imlasının doğruluğunu, içeriğinin düzgünlüğünü ve tarih düşürmelerdeki hatasızlığı durumlarını belirtir.
Latîfî, bedî’ ve beyân ilimlerinde oldukça yetkin olan Vahyî’nin başka şairleri “kinaye” ve “istiare” kullanımlarının dürüst olmadığı hususunda eleştirdiği görülür (2018, s. 367). Atâî, belki de rakibi olarak gördüğü Abdülkâdir Yılancık Efendi’nin Zeyl-i Şakâ’ik eserinin “cümlelerinin zayıf, terkiplerinin yanlış” (Elfâzı süst ü terâkîbi nâ-dürüst) olduğunu belirtir (2017, s. 929).
Şiirin aruz ölçüsünün sağlamlığı için Rızâ’nın Nev’î’nin şiirlerini “güftâr-ı dürüst-mi‘yârları sûz-nâk u sâdık-ânedür” (ölçüsü doğru olan sözleri ise yakıcı ve sadıkanedir) ifadeleri (2017, s. 209) ile övmesi örnek gösterilebilir.
Dürüst terimi, ayrıca özellikle Güftî (2019) tarafından sıklıkla bir metnin imlasının düzgünlüğünü “dürüst imlâ” benzeri kullanımlarla değerlendirir. Esad Mehmed’in de Behçetî’nin mektupçuluğunu değerlendirirken “nizâm ü nisârda mâlik-i kilk-i dürüst-makâl” olduğunu belirtir (2018, s. 74). Eserin düzgün yazılmış olması, aynı zamanda kelime seçimi ya da cümle kuruluşu gibi konularda da başarılı olduğu anlamını çağrıştırır. Sâbit’in kekeme olduğu için “dürüst söz” söyleyemediğini belirtmesi, terimin söyleyişi de kapsadığını düşündürür (Faik Reşâd, 2019, s. 212).
Terimin bir başka edebî kullanımı da içerik değerlendirmesidir. Esad Mehmed, Burhân-ı Kâtı’ sözlüğündeki anlamların doğruluğunu dürüst sıfatı ile belirtirken (1995, s. 150), Güftî bazı şairleri değerlendirirken şiirlerindeki hayallerin ya da düşüncelerin “dürüstlüğünü” yorumlar:
Bu ḫayālāt-ı nā-dürüst ile tā/Görseñ ammā o ḫar-gedā-yı edā (Güftî, 2019, s. 74)
(Bu uygunsuz hayaller ile o söyleyişin alçak dilencisini görsen…)
Böyle bir nā-dürüst-i iẕ’ānı Yazmadan kilk-i menḳabet-dānı (Güftî, 2019, s. 80)
(Menkıbeler anlatan kalemi böyle kötü fikirleri yazmadan…)
Edebî olmayan bağlamda terim; ahlaki bütünlüğü, itikadi doğruluğu, bedensel sağlığı veya nesnelerin (özellikle para ve eşyaların) tamlık ve sağlamlığını ifade eder.
Dürüst insanlar için kullanıldığında ahlaki açıdan doğru hareket eden, itikadı ve düşüncesi doğru ya da gücü kuvveti yerinde ve sağlıklı kişileri tanımladığı görülür. Terimin ahlaki kullanımlarında neyin doğru olarak tanımlandığı genellikle belirsizdir. Özellikle sözünde durma anlamında “ahd ü peymân” gibi ifadelerle kullanılır.
Kınalızâde, II. Selim’i methettiği bölümde onun “şehenşâh-ı dürüst-i’tikâd” (inancı doğru padişah) olduğunu belirtir (2009, s. 147). ‘Atâî ise “mi‘mârân-ı dürüst-endîşe” biçiminde doğru düşünen mimarları tanımlamak için kullanır (2017, s. 608).
Âşık Çelebi, hâl tercümesini verdiği Şeydâ ile “hastalıkta ve sağlıkta” birlikte zaman geçirdiğini “bîmârî vü ten-dürüstî” tabiri ile ifade eder (2018, s. 616). Yine nabzın düzgün olması dürüst sıfatı ile karşılanır (Güftî, 2019, s. 97). Mecdî soyut bir anlatımla bile olsa güçlü kol için “sâ’id-i azm-i dürüst ü nâ-süst” (Doğru ve sağlam azim kolu) tamlamasını kullanır (2022, s. 625). Yine bir uzvun kırık olmadığını ya da kırıktan iyileştiğini belirtir.
Dürüst terimi; tam, eksiksiz, düzgün anlamında kullanılır. Örneğin Atâî, Kerîm Çelebi’nin bilimlere hakimiyetini “her fende dürüst” ifadesi ile belirtir (2017, s. 1769). Terimin tam anlamındaki kullanımına bir örnek de donanımı tamamlanmış bir gemi için “yat u yaraġı dürüst gemi” kullanımıdır (Âlî, 2020, s. 177). Âlî bir sözün doğruluğu “dürüst” tabiri ile karşılar (2020, ss. 684; 368). Yine Âlî, iyi niyet anlamında “niyyet-i dürüst” ifadesini kullanır. (2020, s. 912). Güftî şiirlerdeki tarihlerin doğru düşürüldüğünü dürüstlük ifadesi ile tanımlar (2019, s. 191).
Dürüst kelimesi cansız varlıkların sağlamlık ya da düzgünlüklerini tanımlamak için de kullanılır. Bu tanımlamaların bir kısmı, benzetme yoluyla soyut anlatımları belirtir.
Dürüst teriminin en çok kullanıldığı nesneler para ya da altın gibi ayarı belirtilen nesnelerdir. “zer-i dürüst-‘ayâr” (tam ayardaki altın) gibi ifadeler çeşitli bağlamlarda sıklıkla kullanılır. Riyâzî, bir benzetme içerisinde de olsa doğru tartan bir terazi için “mizân-ı tab’-ı dürüst- ‘ayâr” (karakterinin doğru ölçülü terazisi), (2017, s. 53) Mecdî ise sağlam bir kâse için “kâse-i ahd ü mîsâkum” (2022, s. 638) dürüst tabirini kullanır.
Dürüst terimi, Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sında 2, Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-şu’arâ’sında 1, Kınalızade Hasan Çelebi’nin Tezkiretü'ş-şu'ârâ’sında 2, Riyâzü’ş-Şu’ârâ’da 1, Rıza Tezkiresi’nde 1, Âlî’nin Künhü'l-ahbar’ında 29, Güftî Tezkiresi’nde 13, Esad Mehmed’in Bağçe-i Safâ-endûz’unda 5, Şâhidü'l-müverrihin’de 13, Çaylak Tevfik’in Kâfile-i Şu'arâ’sında 1, Faik Reşad’ın Eslâf’ında 3, Ali Emirî’nin Mir’âtü’l-Fevâ’id Fî Terâcimi Meşâhiri Âmid’inde 2 kez kullanılmıştır.
Kavram Şakâ'ik zeyllerinde de kullanılır: Mecdî’nin Hadâ'iku'ş-şakâ'ik’inde 2, Nev‘îzâde Atâyî’nin Hadâ'iku'l-hakâ'ik fî Tekmileti'ş-şakâ'ik’inde 6, Uşşâkîzâde Seyyid İbrâhîm Hasîb’in Zeyl-i Şakâ'ik’inde 2, Şeyhî Mehmed’in Vekâyi‘u’l-Fuzalâ’sında 2 kez kullanılmıştır.
Eserlerdeki şiir ve metin örneklerinde geçen tanıklar hesaplamaya dahil edilmemiştir.
Örnek 1:
Her şâ’irün şi’rine dahl ü i’tirazla bu temsîlü teşbîh bu arada sahîh degül ve bu kinâye ve bu isti’âre bu mahalde dürüst degül bu teşbîhi bunda dimek gerek idi diyü i’tirâz iderdi (Latîfî, 2018, s. 576).
Örnek 2:
Zeyl-i Şakâ’ik yazmışdur. Elfâzı süst ü terâkîbi nâ-dürüstdür (Nev‘îzâde Atâyî, 2017, s. 929).
Örnek 3:
Âşinâ-yı vezn olsa mevzûn söylemekden vazgeçemeyeceġi tabî’i olan etfâl-i edebimiz (!) böyle mühim mesâ’il-i edebiyyeye dâ’ir beyân-ı mütâla’aya kalkışır ve mütâla’âtını dürüst bir yolda ifâde etmek şöyle tursun hattâ togru yazmakdan ‘âciz bulunur da bu da mazhar-ı takdîri üdebâ olursa artık düşünmeli! (Faik Reşâd, 2019, p. 257).
Ahmet Vefik Paşa. (1876). Lehçe-i Osmânî. Matbaa-i ’Âmire.
Ali Emîrî. (2014). Mir’âtü’l-Fevâ’id fî Terâcimi Meşâhîri Âmid (G. Kut, M. Öğmen, & A. Demir, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Âlî, G. M. (2020). Künhü’l-Ahbâr (S. Donuk, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Ayverdi, Z. İ. (2011). Kubbealtı Lugatı. Kubbealtı.
Es’ad Mehmed Efendi. (1995). Esad Mehmed Efendi’nin hayatı, edebî kişiliği ve Şâhidü’l-Müverrihîn adlı eserinin metni (R. Oğraş, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Es’ad Mehmed Efendi. (2018). Bağçe-i Safâ-endûz (R. Oğraş, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi. (2018). Meşâ’irü’ş-şu’arâ (F. Kılıç, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Faik Reşâd. (2019). Eslâf (E. Aydemir & F. Özer, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Güftî. (2019). Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ (K. Yılmaz, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Hasîb, U. İ. (2017). Zeyl-i Şakâ’ik (D. Örs, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Hayyim, S. (1962). New Persian-English dictionary. Library Association; Library Association. https://dsal.uchicago.edu/dictionaries/hayyim/.
Hüseyin Remzî. (1305). Lugat-i Remzi (A. Birinci, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.
Kaplan, F. (2021). Klasik Türk edebiyatı eleştiri terimleri sözlüğü -Latîfî tezkiresi örneği-. Dün Bugün Yarın.
Kınalızâde, H. Ç. (2009). Tezkiretü’ş-Şu’arâ (A. Sungurhan Eyduran, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Latîfî. (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (R. Canım, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Mecdî, M. E. (2022). Mecdî’nin Şakâ’ik Tercümesi, Hadâ’iku’ş-Şakâ’ik (B. Alpaydın & F. Odunkıran, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Mehmed Tevfik. (2017). Kâfile-i Şu’arâ (H. Koncu, M. Çakır, & F. S. Kutlar Oğuz, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Muallim Naci. (1322). Lugat-i Nâcî. Asr Matbaası.
Nev‘îzâde Atâyî. (2017). Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakâ’ik, Nev‘îzâde Atâyî’nin Şakâ’ik Zeyli (S. Donuk, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Nişanyan, S. (2024). Nişanyan Sözlük [Çevrimiçi sözlük]. https://www.nisanyansozluk.com/.
Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English lexicon. Çağrı.
Rızâ, Z. M. S. M. (2017). Rızâ tezkiresi (G. Zavotçu, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Riyâzî, M. E. (2017). Riyâzü’ş-şuara (tezkiretü’ş-şuara) (N. Açıkgöz, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Steingass, F. J. (2005). A comprehensive Persian-English dictionary. Çağrı.
Şemseddin Sami. (2012). Kâmûs-ı Türkî (R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, & E. F. Önal, Ed.). İdeal Kültür.
Şentürk, A. A. (2016). Osmanlı şiiri kılavuzu (C. 3). Osmanlı Edebiyatı Araştırmaları Merkezi.
Şeyhî, M. E. (2018). Vekâyi‘u’l-Fuzalâ (R. Ekinci, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Tietze, A. (2002). Tarihi ve etimolojik Türkiye Türkçesi lugati. Simurg.
Türk Dil Kurumu. (2022). Türk Dil Kurumu Sözlükleri [Çevrimiçi sözlük]. https://sozluk.gov.tr/.