* "Daha uygun, daha lâyık, yeğ" manalarına gelen Arapça kökenli evlâ; basit kıyaslama anlamı yanında tezkire literatüründe şairlerin derecesini, eserlerin niteliğini veya edebî tercihleri mukayese ederken birinin diğerine göre estetik ve teknik açıdan üstünlüğünü belirten eleştiri terimidir.
Arapça v-l-y (و-ل-ي) kökünden gelen ve velî (yakın, dost, sahip) kelimesinin ism-i tafdîli (üstünlük bildiren sıfatı) olan (Nişanyan, 2024) evlâ (أولى); sözlüklerde “daha iyi, daha uygun, daha lâyık, en uygun, yeğ, müreccah” (Ayverdi, 2011; Redhouse, 2011; Türk Dil Kurumu, 2022) anlamlarına gelmektedir. Kâmûs-ı Türkî’de “mukaddem, merci‘” (öne alınan, başvurulan) ve “enseb, ahrâ” (daha münasip, en layık) kavramlarıyla da karşılanan kelime (Şemseddin Sami, 2012); tarihî metinlerde bir durumun, tercihin veya nesnenin diğerine göre üstünlüğünü ve gerekliliğini belirtmek için kullanılır.
Evlâ kelimesi bir edebiyat terimi olarak yalnızca Kaplan’ın Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü’nde tanımlanmıştır. Kaplan’a göre evlâ, tezkire literatüründe, sözlükteki “daha uygun, yeğ, müreccah” anlamlarını koruyarak tezkire yazarının şairler, eserler veya edebi türler arasında yaptığı kıyaslama ve üstünlük hiyerarşisini belirten bir eleştiri terimidir. Terim türleri, şiirleri ve şairleri tanımlamak için kullanılabilir. Tezkire metinlerinde bu terim, verilen hükmü pekiştirmek amacıyla sıklıkla efdal (daha faziletli) veya eşbeh (daha yakışır) gibi kelimelerle birlikte (evlâ ve efdal şeklinde) ikileme yapısında kullanılır (Kaplan, 2021).
Tezkire metinlerinde evlâ (kimi zaman evlâ vü ahrâ, evlâ vü efdal, ercah ü evlâ ikilemeleriyle), tezkire yazarının metin üzerindeki tasarruf yetkisini ve estetik tercihlerini değerlendiren bir hüküm ifadesidir. Terimin bağlamı dört ana başlıkta toplanabilir:
İlk olarak terimin, şiirler, şairler veya edebi sanatlar arasında bir hiyerarşi kurulurken kullanıldığı görülür. Yazar, nicelikten ziyade niteliği (keyfiyet) savunurken bu terime başvurur. Terimin edebî kullanımı, doğrudan edebî eserin niteliğine yönelik olabilir. Örneğin, Şâhidü’l-Müverrihîn’de tarih metinlerinin yazımında her ne kadar mecaz ve kinaye kullanılsa da kelimelerin gerçek manaları ile kullanımının daha evlâ olduğu belirtilir (Es’ad Mehmed Efendi, 1995, s. 33). Kınalızâde ise bin beyit yazmaktansa bir nazik ve dakik şiirin daha evlâ olduğunu söyler (2009, s. 99).
İkinci olarak terim yine bir üslup belirteci olarak özellikle meşhur kişilerin tanıtımında sözü kısaltmanın (icaz), sözü uzatmaktan daha iyi olduğunu (itnab) ya da değerlendirmeyi bitirerek şiirlere geçmenin sırasının geldiğini belirtmek için kullanılır: Kınalızâde aralarında dostluk bulunduğunu belirttiği Hüseyn Çelebi’nin maddesini “kümeyt-i iklîm-i müşgîn-i erkâm-ı meydân-ı ıtnâbda hırâm itmeyüp makâm-ı ihtisârda ârâm itmesi evlâ vü uhrâ görildi” (sözü uzatma meydanının misk kokulu yazı ikliminde yazı atını koşturmayıp, kısa kesme makamında durması daha uygun ve daha yerinde görüldü) (2009, s. 297) ifadesi ile tamamlar. Tüm örneklere bakıldığında evlâ tanımlamasının kısalık (icaz) ile sıklıkla ilişkilendirildiği söylenebilir.
Üçüncü olarak evlâ tabiri, şairleri değerlendirmek için de sıklıkla kullanılır. Örneğin Kınalızâde aktardığı bir anekdotta, Mevlânâ Gubârî’nin bir gazel yazıp bu şiire nazire söyleyebilecek olanlara meydan okuduğunda Cevherî Efendi’nin naziresini değerlendirmek için Hazret-i Monlâ’ya “kangısı ercah ü evlâdur” diye sorulduğunu anlatır (2009, s. 343).
Son olarak evlâ kelimesi birden çok seçeneğin olduğu bir durumda, en doğru seçeneği belirtmek için sıklıkla kullanılır. Örneğin Genç Osman vakasında, Şeyhü’l-İslâm Es’ad Efendi “Pâdişâhlara hac lazım degildür, yirüñde oturup adl itmek evlâdur. Câ’iz ki bir fitne zuhûr eyleye.” (Hasîb, 2017, s. 243) diyerek düşüncesini ifade eder. Mir’âtü’l-Fevâ’id Fî Terâcimi Meşâhiri Âmid’deki tek örnek ordunun kar sebebiyle kapanan Bitlis yolundan gitmesindense Mardin yolundan gitmesinin “evlâ” olduğunu şeklindedir (Ali Emîrî, 2014, s. 62).
Tezkire metinlerinde evlâ; manayı kuvvetlendirmek ve üslup ahengini sağlamak amacıyla efdâl, eşbeh, ahrâ, ahsen, elyak, enseb, ercah, râcih ve â’lâ gibi yakın anlamlı kavramlarla birlikte, sıklıkla ikileme, seci veya terkip yapısında kullanılır.
Evlâ kelimesi, Sehî’nin Heşt Bihişt’inde 2, Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sında 14, Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’sında 7, Kınalızade Hasan Çelebi’nin Tezkiretü'ş-Şu'ârâ’sında 13, Riyâzü’ş-Şu’ârâ’da 2, Âlî’nin Künhü'l-Ahbar’ında 118, Esad Mehmed’in Şâhidü'l-Müverrihin’inde 15, , Faik Reşad’ın Eslâf’ında 1, Târîh-i Edebiyât-ı Osmâniyye’sinde 1, Ali Emirî’nin Mir’âtü’l-Fevâ’id Fî Terâcimi Meşâhiri Âmid’inde 1 kez kullanılmıştır.
Kavram Şakâ'ik zeyllerinde de kullanılır: Mecdî’nin Hadâ'iku'ş-Şakâ'ik’inde 2, Nev‘îzâde Atâyî’nin Hadâ'iku'l-Hakâ'ik fî Tekmileti'ş-Şakâ'ik’inde 8, Uşşâkîzâde Seyyid İbrâhîm Hasîb’in Zeyl-i Şakâ'ik’inde 7, Şeyhî Mehmed’in Vekâyi‘u’l-Fuzalâ'sında 3, Habîbî’nin Şakâ'ik Tercümesi’sinde 2 kez kullanılmıştır.
Eserlerdeki şiir ve metin örneklerinde geçen tanıklar hesaplamaya dahil edilmemiştir.
Örnek 1:
Hazret-i Âdem safîden gayrı Hazret-i Yûsuf nebîden ve enbiyâ-i güzînüñ ba’zından sadır oldı şi’rüñ ‘ulüvv-i şanına bu nişâne yeter ki zamân-ı sultân-ı enbiyâ ve sened-i asfiyâ (S.A.V) zamânında nasm-ı belâgat-nisâm ziyâde ragbet ü revaç buldı ve cemî’-i menâkıb u me’sereden fesâhat u belâgat evlâ ve efdâl oldı (Latîfî, 2018, s. 49).
Örnek 2:
Râkım-ı erkâm pür-acz ü teşvîr olan bu fakîr-i kesîrü’t-taksîr ile ahbâr-ı uhuvveti te’kîdât-ı sadâkatle mü’ekked ve binâ-yı sarây-ı hullet ü mahabbeti dest-yârî-i mi’mâr-ı meveddetle gâyetde müşeyyed olmagın kümeyt-i iklîm-i müşgîn-i erkâm-ı meydân-ı ıtnâbda hırâm itmeyüp makâm-ı ihtisârda ârâm itmesi evlâ vü uhrâ görildi (Kınalızâde, 2009, s. 297).
Örnek 3:
Şeyhü’l-İslâm Es‘ad Efendi padişaha sûret-i fetvâ gönderüp “Pâdişâhlara hac lâzım degildür, yirüñde oturup ‘adl itmek evlâdur. Câ’iz ki bir fitne zuhûr eyleye.” diyü Üsküdarî Şeyh Mahmûd Efendi dahı söylemişler idi (Hasîb, 2017, ss. 243-244).
Ali Emîrî. (2014). Mir’âtü’l-Fevâ’id fî Terâcimi Meşâhîri Âmid (G. Kut, M. Öğmen, & A. Demir, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Âlî, G. M. (2020). Künhü’l-Ahbâr (S. Donuk, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Ayverdi, Z. İ. (2011). Kubbealtı Lugatı. Kubbealtı.
Es’ad Mehmed Efendi. (1995). Esad Mehmed Efendi’nin hayatı, edebî kişiliği ve Şâhidü’l-Müverrihîn adlı eserinin metni (R. Oğraş, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi. (2018). Meşâ’irü’ş-şu’arâ (F. Kılıç, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Faik Reşâd. (2019). Eslâf (E. Aydemir & F. Özer, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Faik Reşad, Erbay, E., & Babür, Y. (2017). Târîh-i Edebiyât-ı Osmâniyye. Çizgi.
Habîbî, A. bin D. (2021). Habîbî’nin Şakâ’ik Tercümesi, ed-Devhatü’l-İrfâniyye fî Ravzati Ulemâ’i’l-Osmâniyye. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Hasîb, U. İ. (2017). Zeyl-i Şakâ’ik (D. Örs, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr
Hayyim, S. (1962). New Persian-English dictionary. Library Association; Library Association. https://dsal.uchicago.edu/dictionaries/hayyim/.
Kaplan, F. (2021). Klasik Türk edebiyatı eleştiri terimleri sözlüğü -Latîfî tezkiresi örneği-. Dün Bugün Yarın.
Kınalızâde, H. Ç. (2009). Tezkiretü’ş-Şu’arâ (A. Sungurhan Eyduran, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr
Lane, E. W. (1863, 93). Arabic-English lexicon. Williams and Norgate. http://arabiclexicon.hawramani.com/william-edward-lane-arabic-english-lexicon/.
Latîfî. (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (R. Canım, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr
Mecdî, M. E. (2022). Mecdî’nin Şakâ’ik Tercümesi, Hadâ’iku’ş-Şakâ’ik (B. Alpaydın & F. Odunkıran, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Nev‘îzâde Atâyî. (2017). Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakâ’ik, Nev‘îzâde Atâyî’nin Şakâ’ik Zeyli (S. Donuk, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Nişanyan, S. (2024). Nişanyan Sözlük [Çevrimiçi sözlük]. https://www.nisanyansozluk.com/.
Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English lexicon. Çağrı.
Riyâzî, M. E. (2017). Riyâzü’ş-şuara (tezkiretü’ş-şuara) (N. Açıkgöz, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr
Salmoné, H. A. (1889). An advanced learner’s arabic-english dictionary. Librairie du Liban. https://arabiclexicon.hawramani.com/habib-anthony-salmone-an-advanced-learners-arabic-english-dictionary/
Sehî Beg. (2017). Heşt Bihişt (H. İpekten, G. Kut, M. İsen, H. Ayan, & T. Karabey, Ed.). T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. ekitap.ktb.gov.tr.
Steingass, F. J. (2005). A comprehensive Persian-English dictionary. Çağrı.
Şemseddin Sami. (2012). Kâmûs-ı Türkî (R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, & E. F. Önal, Ed.). İdeal Kültür.
Şeyhî, M. E. (2018). Vekâyi‘u’l-Fuzalâ (R. Ekinci, Ed.). Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. ekitap.yek.gov.tr.
Türk Dil Kurumu. (2022). Türk Dil Kurumu Sözlükleri [Çevrimiçi sözlük]. https://sozluk.gov.tr/.