* Akıcılıktan ve zarafetten uzak şiir.
Kesafet, kabalık, ilkellik, işlenmemişlik (Steingass, 1963, s. 892) sertlik, pürüzlü olma (Dehhodâ, 1377, s. 12334) kin gütme ve düşmanlık yapma (‘Amîd, 1379, s. 1488) anlamlarında kullanılır.
Üslup bakımından işlenmemiş şiir.
Türkçe tezkirelerde sık kullanılan bir tabir olmayıp sadece Latîfî Tezkiresi'nde bir şairin karakterini, bir şairin de şiirini nitelemek üzere kullanılmıştır. Bunun dışında bir kullanım alanı yoktur.
Müellif ilk kullanımı Beyânî'nin kişilik özelliğine ayırmıştır. Buna göre her sözünde bir sanat gayesi taşıyan Beyânî, basit ve sanatsız ifadelerden kaçınan, şaka yollu yazışmalarda bile nezaketini koruyup etkileyici üslubuyla insanların gönlünü kazanan bir şair olmakla birlikte yaratılışında kaba ve kırıcı özellikler barındırmayan bir şahsiyettir (Canım, 2018, s. 157).
Latîfî, gılzet tabirini bir eleştiri unsuru olarak sadece Tâli’î'nin şiirlerini ifade ederken kullanmıştır. Usta şairlere göre Türkçe şiir yazan isimler arasında Necâtî’ye denk düşecek bir şair varsa o da Tâli’î’dir. Şiiri mesellerle süslü olan şair, kafiye ve redif kullanımında hep yeni yollara başvurmuş; şiirlerini de yapaylıktan, kesafetten ve işlenmemiş sözlerden uzak tutmuş bir kimse olarak Latîfî nezdinde saygın bir konuma erişmiştir (Canım, 2018, s. 354).
Latîfî Tezkiresi'nde iki defa kullanılmıştır.
Örnek 1:
Her sözinde bir zerâfet ve her sühanda bir san’at kasd idüp degme kerre tecnîs ü ihâmsuz kelimât itmezdi. Ve tarîk-ı mutâyebede ri’âyet-i tıyb-ı hâtır idüp semt-i fuhş u hezle gitmezdi. Hüsn-i hitâb ve redd-i cevâbda kelâm-ı latîfin telyîn ü taltîf idüp ‘azb-i lisân ile incizâb-ı kulûb-ı ahbâba kullâb salmış ve bir mahbûb-ı mergûb-hisâl mesâbesinde hüsn ü hulk ile halkuñ gönlin almışdı. Kat’â kalbinde gılzet ve tab’ında huşûnet u ru’ûnetden eser yogidi. Bir kes ef’âl ü akvâlinden mugber olmaz idi ve bir kesüñ hûy u hasletine bahâne bulmaz idi ve vüs’at-i ahlâk ve sükûn u sabr u sebât bir mertebede idi... (Canım, 2018, s. 157).
Örnek 2:
İttifâk-ı nazm-ârâ budur ki Türkî ibârât nâzımlarından ve Rûm şâ’irlerinden kıdvetü’ş-şu’arâ merhûm Necâtîye ’âdil ü mânend bir tab’-ı pâk ü bülend var ise budur dimişlerdür. Şi’ri mesele müte’allık kâfiyelerde ve dinilmedük rediflerde dimişdür. Elfâz u edâsı ve terkîb-i nazmı gılzet ü sıkletden mu’arrâ ve ibârât-ı vahşiyyeden müberrâ pâk ü selîs ve hemvâr u nefîsdür (Canım, 2018, s. 354).
‘Amîd, H. (1379). Ferheng-i ‘Amîd. Tehrân: Çaphâne-i Sipihr.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: KTB. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Dehhodâ, A. E. (1377). Luğatnâme-yi Dehhodâ. Tahran: Müessese-yi Luğatnâme-yi Dehhodâ.
Steingass, F. J. (1963). A Comprehensive Persian-English dictionary, including the Arabic words and phrases to be met with in Persian literature. London: Routledge & K. Paul Limited.