hoş-edâ şâ‘ir, şâ‘ir-i hoş-edâ, hoş-edâ merdüm, hoş-edâyân, bülegâ-yı hoş-edâ, nazm-ı hoş-edâ, nevâ-yı hoş-edâ, hoş-edâlık
* Güzel, etkileyici ve beğenilen bir söyleyiş tarzına sahip şairleri; anlatımı, ahengi veya ifade biçimi başarılı bulunan şiir ve sözleri, kimi kullanımlarda ise tavrı ve konuşması hoş olan kişileri nitelemek için kullanılan terim.
Farsça bir sıfat olan “hoş”, sözlüklerde genel olarak “iyi, güzel, tatlı, sevimli, beğenilen, tab‘a uygun, mükemmel, çekici, latif, duyguları okşayan, zevk veren, iç açıcı, neşeli ve cana yakın” anlamlarıyla açıklanmaktadır (Kanar, 2010, s. 665; Kestelli, 2011, s. 186; Mehmed Salâhî, 2023, s. 476; Şemseddin Sâmî, 2010, s. 464; Devellioğlu, 2003, s. 376; Steingass, 2005, s. 485). Bazı sözlüklerde ise kelimenin “garip, tuhaf, gülünç” anlamları da kaydedilmiştir (Parlatır, 2012, s. 642; Kanar, 2010 s. 665; Şemseddin Sâmî, 2010, s. 464; Steingass, 2005, s. 485). Terkibin ikinci unsuru olan Arapça “edâ” ise sözlüklerde öncelikle “ödeme, yerine getirme, ifa etme” anlamlarıyla açıklanmaktadır. Bunun yanında kelime, “tarz, ifade, üslup, söyleyiş, şive, tavır ve naz” anlamlarında da kullanılmaktadır (Devellioğlu, 2003, s. 202; Kestelli, 2011, s. 110; Mehmed Salâhî, 2023, s. 307; Şemseddin Sâmî, 2010, s. 285-286; Parlatır, 2012, s. 381; Muallim Nâcî, 2021, s. 130). Sözlüklerde yer alan bu anlamlar içerisinde özellikle “tarz”, “ifade”, “üslup” ve “söyleyiş” karşılıkları, “hoş-edâ” terkibinin tezkirelerde kazandığı terim anlamını açıklayan temel kavramlar olarak öne çıkmaktadır.
“Hoş” ve “edâ” kelimelerinin sözlük anlamları birlikte değerlendirildiğinde “hoş-edâ” terkibi; davranışı, tavrı ve söyleyişi güzel, beğenilen kimse anlamını karşılamaktadır. Devellioğlu, “hoş-edâ”yı “hareketi, davranışı hoş ve güzel” şeklinde açıklarken (2003, s. 376), Parlatır ise “davranışı güzel ve hoş olan kimse” karşılığını vermektedir (2012, s. 643). Tezkirelerde ise bu birleşik sıfat, sözlük anlamını aşarak edebî bir değer ölçüsü hâline gelmiştir. Müellifler “hoş-edâ” terimiyle şairlerin söyleyiş kudretini, şiirin ifade inceliğini ve sözün estetik tesirini övmüş; bu terkibi beğenilen üslubu, zarif söyleyişi ve etkileyici ifade tarzını niteleyen bir edebiyat terimi olarak kullanmışlardır.
“Hoş-edâ” terimi, tezkirelerde güzel ve etkileyici söyleyişe sahip şairleri, bunların üslup bakımından beğenilen şiirlerini ve ifade kudreti yüksek sözlerini nitelemek amacıyla kullanılan bir terimdir. Müellifler bu terkiple şiirin söyleyişindeki zarafeti, üslubundaki inceliği ve ifadedeki estetik başarıyı dile getirmişlerdir. “Hoş-edâ” terimi, şairin söz söyleme tarzını ve şiire yansıyan ifade güzelliğini karşılayan olumlu bir edebî değerlendirme terimi olarak öne çıkmaktadır.
Tezkirelerdeki kullanımların büyük bölümü, söz söyleme kudreti ve üslubu beğenilen şairlerle ilgilidir. Latîfî, Vâhidî’yi “hoş-gûy u hoş-edâ şâ‘ir” olarak tanıtırken terimi şairin güzel söz söyleme ve bunu etkili bir tarzda ifade etme kabiliyetiyle ilişkilendirmiştir (Canım, 2018, s. 542). Kınalızâde Hasan Çelebi de Vasfî’yi “şâ‘ir-i hoş-edâ vü latîf-makâl” şeklinde nitelemiş; hoş edâyı söz inceliği, fesahat ve belâgatla birlikte değerlendirmiştir (Sungurhan, 2017, s. 900). Ahdî’nin İstanbul’un güzellerini anlatan bir matlaı naklederken söyleyen kişiden “şâ‘ir-i hoş-edâ” diye söz etmesi de terkibin beğenilen ve tesirli söyleyişe sahip şairleri karşıladığını göstermektedir (Solmaz, 2018, s. 3).
Güftî’nin Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ’sında “hoş-edâ”, şairlerin edebî kişiliklerini tanıtan başlıca övgü sıfatlarından biri hâline gelmiştir. Bedrî “hoş-edâ vü nâdire-gîr” (Yılmaz, 2019, s. 37), Zekî “hoş-edâ merdüm-i Sitanbûlî” (Yılmaz, 2019, s. 67), Rûhî “hoş-edâ vü mihr-i zuhûr” (Yılmaz, 2019, s. 69), Şeyh Sâbir “Mevlevî şeyhidür o hoş-edâ” (Yılmaz, 2019, s. 101), Fethî “hoş-edâ tıfl-i tâze-tarh-ı sühan” (Yılmaz, 2019, s. 141), Feyzî ve Vehbî ise “hoş-edâ-yı tâze-rüsûm” ifadeleriyle anılmıştır (Yılmaz, 2019, s. 144, 200). Ârif-i Kasımpaşa’nın doğrudan “Hoş-edâ Ârif-i Kasımpaşa” başlığı altında verilmesi, terkibin şairi tanıtan ayırıcı bir vasıf niteliği kazandığını da göstermektedir (Yılmaz, 2019, s. 126).
Bazı kullanımlarda “hoş-edâ”, şairin konuşma ve söz söyleme tarzını karşılamaktadır. Sezâyî’nin konuşmasının İstanbul’un “hoş-edâyân”ı tarafından makbul tutulması, terimin güzel ve beğenilen konuşma biçimiyle ilişkisini ortaya koymaktadır (Yılmaz, 2019, s. 86). Şeyhî’nin sessiz kalsa dahi bıyıklarının teranesinin kendisine yeteceğini belirten mizahî ifade, hoş-edâ sıfatının ses ve terennüm çağrışımlarından yararlanıldığını göstermektedir (Yılmaz, 2019, s. 91). Şefkat’in tezkire mukaddimesinde yer alan “bülegâ-yı hoş-edâ” ve “anâdil-i hoş-edâ-yı zemzeme-pîrâ” terkipleri de güzel söyleyen belâgat sahipleri ile ahenkli ses çıkaran bülbül arasında kurulan benzerliğe dayanmaktadır (Kılıç, 2017, s. 28-29). Buradaki kullanımlar “hoş-edâ”nın ifade güzelliği kadar ses, ahenk ve terennümle de ilişkilendirildiğine işaret etmektedir.
Terim kimi örneklerde doğrudan şiiri ve edebî eseri nitelemiştir. Güftî, Bezmî’nin şiirinden söz ederken “nazm-ı hoş-edâ” terkibini kullanmış, şiirin söyleyiş ve üslup bakımından beğenildiğini ifade etmiştir (Yılmaz, 2019, s. 38). Şânî’nin nazmı “selîs ü ra‘nâ” sıfatlarıyla birlikte değerlendirilmiş ve tarih söylemedeki başarısı “hoş-edâ” olarak nitelenmiştir (Yılmaz, 2019, s. 99). Kınalızâde Hasan Çelebi ise Hamdî’nin eserleri arasında en beğenilen ve söyleyişi en güzel metnin Yûsuf u Züleyhâ olduğunu “cümlenüñ hoş-âyende ve hoş-edâsı” ifadesiyle belirtmiştir (Sungurhan, 2017, s. 310). İsmail Beliğ’in Fehîm için naklettiği beyitte geçen “Fehîm-i hoş-edâ” terkibi de şairi güzel ve etkileyici söyleyişiyle öne çıkaran kullanımlar arasındadır (Abdulkadiroğlu, 1985, s. 424).
Şairlerin kendi şiirleri hakkındaki değerlendirmelerinde de “hoş-edâ” terkibine rastlanmaktadır. Erşed, daha önce işitilmemiş bir zeminde söylediği gazelle şiir ehline “hoş-edâlığını” göstermek istediğini ifade etmiştir. Aynı beyit Şefkat Tezkiresi’nde, Ârif Hikmet Bey Tezkiresi’nde ve Silâhdâr-zâde Tezkiresi’nde nakledilmiştir (Kılıç, 2017, s. 44; Çınarcı, 2019, s. 25; Öztürk, 2018, s. 45-46). Burada hoş-edâlık, yeni bir zeminde şiir söyleme ve şairlik kudretini ortaya koyma vasfını karşılamaktadır. Hayâtî’nin “bu hoş edâda lehçe-i şi‘rim” ifadesi de şiirin söyleyiş tarzını, dilini ve üslubunu nitelemektedir. Beyit Şefkat ve Silâhdâr-zâde tezkirelerinde yer almıştır (Kılıç, 2017, s. 80; Öztürk, 2018, s. 87).
“Hoş-edâ”nın edebî üretimle bağlantılı başka bir kullanımı, kâtip ve kalem sahibi kişiler için görülmektedir. Fatîn, Sefînetü’r-Rüesâ adlı esere zeyil yazan kişiyi “fenn-i inşâya âşinâ bir kâtib-i hoş-edâ” şeklinde tanıtmıştır (Çiftçi, 2017, s. 378). Riyâzî’nin Hâletî’nin kaleminden söz ederken kullandığı “hâme-i sihr-eser” ve “nevâ-yı hoş-edâ” ifadeleri ise güzel edâyı kalemin meydana getirdiği ahenkli ve etkileyici sözle ilişkilendirmektedir (Açıkgöz, 2017, s. 113).
Mecma‘-ı Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ’da Meylî için kullanılan “hayli hoş-edâ, turfa-likâ, latîf-sohbet” ifadesi, diğer örneklerden kısmen ayrılmaktadır. Terkip burada şairin şiir söyleme tarzından ziyade tavrını, konuşmasını ve insanlar üzerinde bıraktığı hoş tesiri nitelemektedir. Meylî’nin görünüşü, sohbeti, davranışları ve mizacıyla birlikte anılması, “hoş-edâ”nın sözlüklerdeki güzel tavırlı ve hoş davranışlı kimse anlamını koruduğunu göstermektedir (Arslan, 2018, s. 92).
İncelenen örnekler, “hoş-edâ” teriminin şairin kelime kadrosundan çok sözü sunuş biçimini, söyleyişindeki zarafeti, ahengi ve tesiri karşıladığını göstermektedir. “Hoş-güftâr” güzel söz söyleme kabiliyeti ve söz varlığıyla, “hoş-edâ” ise sözün ifade ediliş tarzıyla ilişkilidir. Latîfî’nin “hoş-gûy u hoş-edâ” terkibini yan yana kullanması, güzel söz ile güzel söyleyişin birbirini tamamlayan iki ayrı değerlendirme ölçüsü olarak görüldüğüne işaret etmektedir (Canım, 2018, s. 542).
“Hoş-edâ” terkibine taranan tezkirelerde toplam 11 farklı eserde 30 defa rastlanmıştır. Terimin tespit edilebilen en eski kullanımları XVI. yüzyılda Ahdî’nin Gülşen-i Şu‘arâ’sı ile Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sında yer almaktadır (Solmaz, 2018, s. 3; Canım, 2018, s. 542). Son kullanım ise XIX. yüzyılda Mehmed Sirâceddîn’in Mecma‘-ı Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ’sında görülmektedir (Arslan, 2018, s. 92).
Terimin kullanım sıklığına göre eserler şu şekilde sıralanmaktadır: Güftî’nin Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ’sı 15; Şefkat-i Bağdâdî’nin Tezkire-i Şu‘arâ’sı 4; Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sı 2; Ahdî’nin Gülşen-i Şu‘arâ’sı, Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sı, İsmail Belîğ’in Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyli Zübdeti’l-Eş‘âr’ı, Riyâzî’nin Riyâzü’ş-Şu‘arâ’sı, Fatîn’in Hâtimetü’l-Eş‘âr’ı, Mehmed Sirâceddîn’in Mecma‘-ı Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ’sı, Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey’in Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sı ve Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn’in Tezkire-i Silâhdâr-zâde’si birer kullanım içermektedir.
Kullanım sayısı değerlendirilirken bazı tanıkların birden fazla tezkirede tekrar edildiği de dikkate alınmalıdır. Erşed’e ve Hayâtî’ye ait beyitlerin Şefkat, Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey ve Silâhdâr-zâde tezkirelerinde müşterek olarak nakledildiği görülmektedir. Bu durum, kullanım sayısını artırmakla birlikte birbirinden bağımsız tanık sayısını değiştirmemektedir.
Veriler, “hoş-edâ” terkibinin XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar tezkire geleneğinde kullanılmaya devam ettiğini göstermektedir. Özellikle Güftî’nin Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ’sındaki yoğun kullanım, terimin XVIII. yüzyılda şairleri ve şiirleri öven yerleşik edebî değerlendirme ölçülerinden biri hâline geldiğine işaret etmektedir.
Örnek 1:
Niteki dil-rübâları vasfında şâʿir-i hoş-edâ bir matlaʿ-ı garrâ buyurmışdur ki vird-i zebân-ı âşıkân-ı şeydâdur (Solmaz, 2018, s. 3).
Örnek 2:
Ḫoş-gûy u hoş-edâ şâʿirdür (Canım, 2018, s. 542).
Örnek 3:
Hakkâ ki lâyık-ı ta’rîf ve sezâvâr-ı tavsîf nâzım-ı dakîk-i hayâl ve şâ’ir-i hoş-edâ vü latîf-makâl çemenzâr-ı cinânından zamîrân-ı belâgat u beyân nâbit ü hîzân ve mîzâb-ı hâme-i letâfet-âyâtından bârân-ı kelimât-ı fesâhat-simât sâkib ü rîzân olmışdur (Sungurhan, 2017, s. 900).
Örnek 4:
Cümlenüñ hoş-âyende ve hoş-edâsı kitâb-ı nazm-ı Yûsuf u Züleyhâ’sıdur (Sungurhan, 2017, s. 310).
Örnek 5:
Bedrî hoş-edâ vü nâdire-gîr
Âsumân-ı hayâle mihr-i münîr (Yılmaz, 2019, s. 37).
Örnek 6:
"Lâyık ol nazm-ı hoş-edâya eger
Şuʿle-i mihr olursa cedvel-i zer" (Yılmaz, 2019, s. 38).
Örnek 7:
Mûmâ-ileyh fenn-i inşâya âşinâ bir kâtib-i hoş-edâ olup “Sefînetü’r-Rüesâ” nâm eser-i latîfe bir mikdâr zeyli ve bir mikdâr eş‘ârı vardır (Çiftçi, 2017, s. 378).
Örnek 8:
Bârî bu nâ-şenîde zemînimle Erşedâ
Erbâb-ı nazma göstereyim hoş-edâlığı (Kılıç, 2017, s. 44).
Örnek 9:
Bu hoş-edâda lehçe-i şi‘rim Hayâtiyâ
Vehbî misâl tâze-zebândan haber verir (Kılıç, 2017, s. 80).
Örnek 10:
Sinni akd-i tâsi‘i mütecâviz bir pîr-i mu‘ammer olup hayli hoş-edâ, turfa-likâ, latîf-sohbet, u‘cûbe-hey’et ve cemî‘-i evzâ‘ u etvârı hande-âver bir şahs-ı hüner-ver idi (Arslan, 2018, s. 92).
Abdulkadiroğlu, A. (1985). İsmail Belîğ Nuhbetü’l-Âsâr Li-Zeyli Zübdeti’l-Eş‘âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları.
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzî Muhammed Efendi Tezkiretü’ş-Şu‘arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddîn Mecma‘-ı Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Canım, R. (2018). Latîfî Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (Tenkitli Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çınarcı, M. N. (hzl.) (2019). Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey Tezkiretü’ş-Şu‘arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-240610/seyhulislam-arif-hikmet-bey-tezkiresi.html
Çiftçi, Ö. (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devellioğlu, F. (2003). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Kanar, M. (2010). Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.
Kestelli, R. N. (2011). Resimli Türkçe Kāmûs. Haz. Recep Toparlı, Belgin Tezcan Aksu, Canan Selvi Kanoğlu ve Seyfullah Türkmen. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat Tezkiresi (Tezkire-i Şu‘arâ-yı Şefkat-i Bağdâdî). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html
Mehmed Salâhî. (2023). Kāmûs-ı Osmânî. Haz. Kudret Ayşe Yılmaz. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Muallim Nâcî. (2021). Lügat-i Nâcî. Haz. Ahmet Kartal. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Öztürk, F. (2018). Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-209345/tezkire-i-silahdar-zade.html
Parlatır, İ. (2012). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Solmaz, S. (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu‘arâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Steingass, F. (2005). A Comprehensive Persian-English Dictionary. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şu‘arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Şemseddin Sâmî. (2010). Kâmûs-ı Türkî. Haz. Paşa Yavuzarslan. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Güftî Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-245784/gufti-tesrifatus-suara.htm