i‘câz-makâl-i üslûb
* Sözlüklerde “âciz bırakma, bir benzerini yapmada herkesi acz içinde bırakma” anlamındaki “i‘câz” ile “söz, lakırdı, lâf” anlamındaki “makâl” kelimeleriyle Farsça birleşik sıfat yapısında kurulan terim.
İfade, Arapça i‘câz ve makâl sözcüklerinin Farsça yapıda oluşturduğu bir sıfattır. Sözlüklerde i‘câz kelimesine ilk anlam olarak “âciz bırakma” anlamı verilmiştir. (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 129; Redhouse, 1987, s. 141).
Şemseddin Sâmî kelimenin ilk anlamını verdikten sonra “karşı çıkmaya veya müsabakata girişmeye cesaret edemeyecek hâlde bulundurma; kimsenin yapamayacağı ve herkesi imtisalinden âciz bırakan harikulade şey, kerâmet, mucize” anlamlarında tanımlamıştır. Ferit Devellioğlu, Şemseddin Sâmî’nin verdiği anlamla aynı düzlemde bir edebiyat terimi olarak kelimeye “mucize sayılacak kadar düzgün söyleme; bir benzerini yapmada herkesi acze düşürme” anlamlarını ilave etmiştir (Devellioğlu, 1998, s. 407). Redhouse ise ilk olarak “âciz bırakma” anlamında karşıladığı kelimeyi “şaşırtma, hayrete düşürme; başarısızlığa uğratma” anlamlarıyla kaydetmiştir (Redhouse, 1987, s. 141).
“Makâl” kelimesinin ise ilk anlamı sözlüklerde “söyleme, söyleyiş, söz, kelam” anlamlarındadır (Şemseddin Sâmî, 1317, 1387; Redhouse, 1987, s. 1937; Steingass, 1998, s. 1289; Doktor Hüseyin Remzî, 1305, s. 638). Bu anlamların yanında Hüseyin Remzî ve Devellioğlu kelime için “lakırdı” anlamını da vermiştir (Doktor Hüseyin Remzî, 1305, s. 638; Devellioğlu, 1998, s. 573). Redhouse ve Steingass ise kelimenin “deyiş, özdeyiş, atasözü” anlamlarına geldiğini de belirtmiştir (Redhouse, 1987, s. 1937; Steingass, 1998, s. 1289).
Farsça birleşik sıfatı oluşturan bu kelimelerden sadece “i‘câz” kelimesi, “kimsenin yapamayacağı ve herkesi imtisalinden âciz bırakan harikulade şey” ve “mucize sayılacak kadar düzgün söyleme; bir benzerini yapmada herkesi acze düşürme” anlamlarıyla ifadenin terim anlamına gönderme yapmaktadır. Bu durumdan hareketle ifadenin terim anlamı, “âciz bırakma” anlamındaki “i'câz” ile “söyleyiş, söz” anlamlarındaki “makâl” kelimesi birlikte kullanıldığında bir belagat terimi olarak “kimsenin söyleyemeyeceği, benzerini söylemede herkesi âciz bırakan söz, söyleyiş” anlamlarındadır.
“İ‘câz-makâl”, Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratu’n-Nuzamâ adlı tezkiresinde Harîrî mahlaslı Abdülcelil Çelebi’nin beyitlerinin özelliklerinin tavsif edildiği “Müşkil ü metîn mu'ammâlaruñ tarîk-ı fethinde ve tâzî ve derî muglak u mu'allak beytler ki her biri gâmız-elfâz-ı hayâl ve i'câz-makâl-i üslûb istihrâcında kemâl mertebede mahâreti ve ednâ te'emmül ile lahza ve anda nice târîh ü mu'ammâ dimege kudreti var idi.” cümlesinde kullanılmıştır (Canım, 2000, s. 224-225). Bu bağlamda “i‘câz-makâl”, “kimsenin söyleyemeyeceği, benzerini söylemede herkesi âciz bırakan söz, söyleyiş” anlamıyla şairin üslubunu niteleyen bir sıfattır.
İfade, terim anlamıyla sadece Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratu’n-Nuzamâ’sında bir defa geçmektedir.
Örnek 1:
Müşkil ü metîn mu'ammâlaruñ tarîk-ı fethinde ve tâzî ve derî muglak u mu'allak beytler ki her biri gâmız-elfâz-ı hayâl ve i'câz-makâl-i üslûb istihrâcında kemâl mertebede mahâreti ve ednâ te'emmül ile lahza ve anda nice târîh ü mu'ammâ dimege kudreti var idi (Canım, 2000, s. 224-225).
Canım, R. (hzl.) (2000). Latifi Tezkiretü'ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-metin). Ankara: AKM Yayınları.
Şemseddin Sâmî. (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.
Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the Significations of the Turkish Terms (New Impression). Beirut: Librairie Du Liban.
Steingass, F. (1998). A Comprehensive Persian-English Dictionary (New Reprint). Beirut: Librairie Du Liban.
Doktor Hüseyin Remzî. (1305). Lugat-ı Remzî. İstanbul: Matbaa-i Hüseyin Remzî.
Devellioğlu, F. (1998). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat (Eski ve Yeni Harflerle). Ankara: Aydın Kitabevi.