hûş-elhân, hoş-elhânlık, elhân-ı hoş, hoş-âvâz
* Tezkirelerde şairlerin mûsikîşinaslık, hânendelik, hâfızlık veya mevlidhanlık gibi ses maharetlerini; şiir meclislerinde kendi şiirlerini ya da başkalarının eserlerini estetik bir makam ve güzel bir sesle icra etme yeteneklerini ifade eden mûsikî ve edebî menşeli tavsif terimi.
Farsça "hoş" (güzîde, latif, iyi) sıfatı ile Arapça "laḥn" (ses, ezgi, makam, nağme) kelimesinin çoğulu olan "elḥân" (ezgiler, nağmeler) sözcüklerinin birleşmesiyle meydana gelen birleşik bir sıfattır. Sözlüklerde kelimenin ilk anlamı "güzel sesli, nağmesi hoş olan kuş veya insan" (Sâmî, 1901, s. 586) olarak geçmektedir. Bununla birlikte kelimenin "elhânı yani avazları, şarkıları leziz, mevzun ve latif olan" (Nâcî, 1891, s. 392) ve "güzel sesli, güzel makamla ötücü veya şarkı söyleyici" (Devellioğlu, 2010, s. 407; Redhouse, 1890, s. 861) gibi anlamları da bulunmaktadır.
Heşt-Bihişt'te yer alan “mûsîkî ilminde mâhir ve hûş-elhân bir 'azîz idügi şöhret bulup…” (İpekten, Kut, vd., 2017, s. 42) ifadesi, kelimenin biyolojik bir ses güzelliğine değil, mûsikî yeteneğine ve ezgisel icra maharetine atıf yaptığını göstermektedir. Benzer şekilde Tezkiretü'ş-Şu'arâ'da geçen “…meclis-i hâsda ol gazeli hoş-elhân ile tilâvet idüp tahsînler aldı.” (Canım, 2018, s. 134) şeklindeki değerlendirme de kelimenin şiiri estetik bir formda okuma ustalığını nitelemek amacıyla kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bu örnekler, hoş-elhân kelimesinin tezkirelerde ilk ve temel anlamı olan ses icrasındaki teknik ve mûsikîye dayalı mahareti vurguladığını göstermektedir.
Daha önce yapılan incelemeler ve klasik metinlerdeki kullanımlar, "hoş-elhân" kelimesinin tezkirelerde şair biyografilerinin mûsikî ile kesiştiği noktayı belirleyen disiplinlerarası teknik bir "tavsif ve karakterizasyon kavramı" hüviyeti taşıdığını göstermektedir. Kelime, alelade bir övgü sıfatı olmanın ötesine geçerek şairin mûsikî nazariyatına olan aşinalığını, hânendelik, hâfızlık ve zâkirlik gibi icracılık yönünü, divan şiirinin bestelenmeye yatkın olan ritmik yapısını seslendirirken gösterdiği performansı ortaya koyan kurumsal bir kavrama dönüşmüştür.
Bilhassa tasavvufî ve tekke şairlerinin (Mevlevî, Halvetî vb.) biyografilerinde sıkça rastlanan bu kavram, onların semâ ve zikir meclislerindeki "âyînhanlık" ve "naathanlık" görevlerini betimlemede doğrudan bir terim işlevine sahiptir. Nitekim Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye'de yer alan "...tekkeniñ feyz-i sadâ-yı hoş-elhânı olan âyînhânı olup âyîn-i şerîfi edâ eylerdi." (Genç, 2018, s. 312) şeklindeki kayıt, terimin tekke mûsikîsi bağlamındaki bu teknik işlevini açıkça göstermektedir.
Hoş-elhân kelimesi, tezkire metinlerinde kesin sınırları çizilmiş tek tip bir terimden ziyade, bağlama göre şairin farklı mûsikî yönlerini öne çıkaran esnek ve çok katmanlı bir niteleme kavramı olarak kullanılmaktadır. İncelenen örnekler, kelimenin tezkire metinlerinde temelde üç farklı bağlamda karşımıza çıktığını ortaya koymaktadır.
1.Mûsikîşinas Şairlerin ve Hânendelerin Tavsifi: Birinci kullanım biçimi, divan sahibi olmanın yanı sıra mûsikî ilminde dönemin ekolü olmuş sarayda veya kibar meclislerinde hânendelik yapan şairlerin meslekî maharetlerinin tanımlanmasıdır. Âşık Çelebi'nin Meşâ'irü'ş-Şu'arâ adlı eserinde Hâfız Çelebi maddesinde geçen "...eş'âr-ı şerîfelerini meclis-i şâhânede hoş-elhânlık ile inşâd idüp cemi'-i mûsîkîşinasânı hayrân u vâlih eylerdi." (Kılıç, 2018, s. 187) ifadesi bu duruma örnek teşkil etmektedir.
2. Şiir Meclislerinde İcra ve Ritmik Uyum: İkinci kullanım biçimi, şairlerin edebî meclislerde kendi yazdıkları gazelleri veya nazîreleri aruzun ritmine ve makamın usulüne uydurarak topluluğa seslendirmeleri bağlamındadır. Bu durum, şiirin salt yazılı metin olmaktan çıkıp işitsel kültürdeki canlı performans boyutunu işaret eder. Sehî Beg'in Heşt-Bihişt tezkiresinde Hasan Çelebi maddesinde yer alan "...hoş-elhân ile okuyup mecma'-ı yârânda kendüye mahsûs nagmât ile dil-güşâlık virürdi." (İpekten, Kut, vd., 2017, s. 89) şeklindeki tasvir, kelimenin bu icra boyutunu yansıtmaktadır.
3.Dînî Mûsikî ve Tekke Musikisi Mahareti: Üçüncü kullanım biçimi ise, tasavvufî kimlikleri gereği şairlerin hâfızlık, mevlidhanlık, müezzinlik veya tekkelerde âyînhanlık gibi dinî mûsikî sahasındaki yüksek ses icracılıklarının tasvir edilmesidir. Esrâr Dede'nin Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye adlı eserinde Hüseyin Dede maddesinde zikredilen "...tekkeniñ feyz-i sadâ-yı hoş-elhânı olan âyînhânı olup âyîn-i şerîfi edâ eylerdi." (Genç, 2018, s. 312) şeklindeki kayıt da terimin tekke mûsikîsi bağlamındaki kullanımını açıkça göstermektedir.
Kelime tezkirelerde toplam 132 kez geçmektedir. Meşâ'irü'ş-Şu'arâ'da 17, Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye'de 15, Tezkire-i Sâlim'de 14, Kınalı-zâde'de 12, Nuhbetü'l-Âsâr'da 11, Tezkiretü'ş-Şu'arâ'da 9, Hâtimetü'l-Eş'âr'da 8 ve Heşt-Bihişt'te 6 kez kullanılmıştır.
Örnek 1:
... eş'ār-ı şerîfelerini meclis-i şâhânede hoş-elhânlık ile inşâd idüp cemi'-i mûsîkîşinasânı hayrân u vâlih eylerdi (Kılıç, 2018, s. 187).
Örnek 2:
... hoş-elhân ile okuyup mecma'-ı yârânda kendüye mahsûs nagmât ile dil-güşâlık virürdi (İpekten, Kut, vd., 2017, s. 89).
Örnek 3:
... tekkeniñ feyz-i sadâ-yı hoş-elhânı olan âyînhânı olup âyîn-i şerîfi edâ eylerdi (Genç, 2018, s. 312).
Örnek 4:
Cenâb-ı şâ'ir meclis-i mûsîkîde hoş-elhân bir sadā ile gazeliyâtını iştirâk eylerdi (Kadıoğlu, 2017, s. 114).
Örnek 5:
... kelâmını her zamân yâd ve hoş-elhân ile tekrâr itdikleri gibi… (Karateke, 2018, s. 45).
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Devellioğlu, F. (2010). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Esrâr Dede-Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.
İpekten, H., Kut, G. vd. (hzl.) (2017). Sehî Beg-Heşt-Bihişt. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2017). Ali Emîrî Efendi-Tezkire-i Şu'arâ-yı Âmid. 2 Cilt. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Karateke, H. T. (hzl.) (2018). Ali Emîrî Efendi-İşkodra Vilâyeti Osmanlı Şairleri. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi-Meşâ'irü'ş-Şu'arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Muallim Nâcî. (1891). Lügat-ı Nâcî. İstanbul.
Redhouse, J. W. (1890). A Turkish and English Lexicon. İstanbul: A. H. Boyajian.
Şemseddin Sâmî. (1901). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası.