BÜZÜRGVÂR (BÜZÜRGVĀR)

peder-i büzürgvâr, vâlid-i büzürgvâr, cedd-i büzürgvâr, üstâd-ı büzürgvâr, zât-ı büzürgvâr


* Ululuk, asalet sahibi, saygıdeğer, hürmete layık kimse anlamlarında kişileri, aile büyüklerini -baba, dede, ata- ifâde etmek, övmek amacıyla kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

“Büzürgvâr” kelimesi, Farsça “büzürg”  sıfatının ve “-vâr” ekinin birleşmesi ile oluşmuş bir türemiş sıfattır. 

Farsça bir sıfat olan “Büzürg” kelimesinin aslı dilin, Pehlevî kolundan gelmektedir. Kelime, “büyük, ulu” (Devellioğlu, 2008, s. 120); “ileri gelen, geniş, ferah, iri, güçlü, asil, soylu, görkemli” (Kanar, 2013, s. 301); “engin, uçsuz bucaksız; muhteşem; yaşlı, yetişkin” (Staingass, 2005, s. 183) anlamlarına gelmektedir. Kelimenin Lexicon'da diğer sözlüklerden farklı olarak “kutsal, ünlü, seçkin” (Redhouse, 2006, s. 362) anlamları verilmiştir. Ayrıca Urdu dilinde dahi “yaşlı, saygın” anlamlarında kelimenin kullanımı mevcuttur (Eşref, Soydan, 2012, s. 56).

“Büzürg kelimesinin sonuna eklenen “-vâr”, benzetme edatı olarak kullanıldığında “gibi” anlamına gelirken, sıfat olarak eklendiği kelimelere “mâlik, sahip; …-lı, …-li anlamlarını katar (Devellioğlu, 2008, s. 1136). Kelime, “sahiplik ve mâlikiyet ve ittisâf beyan eder (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 1481).” Ayrıca kelime için “benzer, gibi anlamlarını verecek şekilde yeni kelimeler türetir; -lı –li anlamlarını verecek şekilde yeni kelimeler türetir; ‘yaraşır’ anlamına gelen son ek (Kanar, 2013, s. 1723)”; “sahip, hâmil, bir şeye sahip olma (Staingass, 2005, s.1449)” açıklamaları da verilmiştir.

Büyüklük, asalet kendisinde hal ve sıfat olmuş, ululukla muttasıf kişi anlamlarına gelen “büzürgvâr”, sözlüklerde “büyük mertebeli, âlî, celîlü'l-kadr, fâzıl (Şemseddin Sâmî, 1317, s.292)”; “büyük, ulu, saygıdeğer kimse (Devellioğlu, 2008, s. 121)” anlamlarında açıklanmıştır. Lexicon'da diğer sözlüklerden farklı olarak “güçlü, şöhretli yahut kutsal (powerful, illustrious or holy)” (Redhouse, 2006, s. 362) anlamları verilirken;  sıfatın “mükemmel; soylu, şöhretli; bilgin, doktor, filozof (excellent, noble, illustrious, a learned man, doctor, philosopher)” (Staingass, 2005, s. 183) gibi anlamları da mevcuttur.




Terim Anlamı

Büzürgvâr terim olarak tezkirelerde daha çok sıfat tamlamaları kurarak aile bağı bulunan bir büyük kimsenin yahut bir tarikat ya da meslek erbabının övgüsünde kullanılmıştır. Bununla birlikte doğrudan kişilerin asaletini, şiir sahasındaki maharetini övmek maksadıyla da kullanılan bir terim olmuştur.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Terim, öncelikle Anadolu sahasının ilk tezkiresi olan Tezkire-i Sehî (İsen vd. 2009, s. 29) olarak da bilinen Heşt Bihişt’de yer bulmuştur. Bu eserde birinci tabakada Kanûnî Sultan Süleyman’ın, manzumesinin haşmetinden, ululuğundan bahsedilirken “büzürgvâr” ifadesi kullanılmıştır: “Anlaruñ büzürgvârlıgı ve suhan-güzârlıgı ve fesâhat u belâgat cihetinden şerh ü evsâf itmek murâd olınursa haşre dek itmâma yetişmez (İpekten vd., 2017, s.12).” 

Ahdî’nin Gülşen-i Şu’arâ’sında büzürgvâr terimi, Şemsî Ahmed Paşa’nın neslini Halîd bin Velîd’e dayandırarak övmek için “ecdâd-ı büzürgvârı” ifadesiyle kullanılmıştır (Solmaz, 2018, s.49). Şair Fikrî Beg’de yine neslinin ulularını taltif etmek amacıyla “vâlid-i büzürgvârları” şeklinde babası için kullanılmıştır (Solmaz, 2018, s. 95). Hâyırî (s. 134), Harîmî Beg (s. 135), Du’âyî (Solmaz, 2018, s. 156), Rûhî Çelebi (Solmaz, 2018, s. 166), Safâyî Beg (Solmaz, 2018, s. 200), Tarzî (s. 210), Adnî Beg (s. 228), Gafûrî Çelebi (s. 237), Kurbî (s. 254), Latîfî-i Hânende (s. 260), Nigârî (s. 286) gibi şairlerde yine aynı sebeple “büzürgvâr” ifadesi kullanılmıştır. Bu vesile ile terim, Ahdî’nin tezkiresinde 13 yerde -aynı minvalde kullanım ile- geçmektedir.

Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ isimli tezkiresinde Meşâmî’den bahsedilirken “zu’amâ-yı âlî-mikdârdan ve ırk-ı büzürgvârdandur (Kılıç, 2018, s. 347)” ifadesi kullanılmış, devamında neslinin Âşık Paşa’ya dayanması şeklinde açıklamaya gidilerek soyluluğa vurgu yapılmıştır. Aynı tezkirede Necmî’nin Vâlid ile münasebeti anlatılırken “büyük amcası” denilse yeridir, anlamında “bu fakire ‘amm-ı büzürgvâr u ebb-i rahîm ve veliyy-i hamîm disem sezâvârdur” şeklinde “büzürgvâr” kelimesi tercih edilmiştir (Kılıç, 2018, s. 369). Terim, Nişânî maddesinde bir hadise anlatılırken “ol büzürgvâr dahı … aldanur.” şeklinde kullanılmıştır (Kılıç, 2018, s. 373).  Sihrî maddesinde “hâce-yi büzürgvâr” şeklinde (s.410) olmak üzere “büzürgvâr” ifadesi tezkirede dört defa kullanılmıştır.

Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkire-i Şu’arâ’sında 42 defa geçen terim, 14 yerde akrabalık bağı, aile ferdi ifade edilirken; 20 yerde kişilerin -bilhasssa tanıtılan şairlerin- övgüsünde; 8 yerde ise başkaca -nazma, söze, tab’a vs. yapılan- övgülerde kullanılmıştır (Sungurhan, 2017a).

Beyânî, Tezkire-i Şu’arâ isimli eserinde büyük aile fertlerini ifade ederken kullanmıştır. Hâletî maddesinde “Nazm-ı eş’âra kûşiş ve peder-i büzürgvârı gibi bu fenne verziş üzredür (Sungurhan, 2017b, s. 52).”; Mu’îdî-i Sâlis maddesinde şairin asaletinden bahsederken “Ecdâd-ı büzürgvârı diyâr-ı Mar’aşda Bektûtiyân dimekle iştihâr bulup mülûk-ı Zü’l-kâdiriyyeye sudûr olmagla meşhûrlardur (Sungurhan, 2017b, s. 192)”; Nâmî ve Nev’î Efendi anlatılırken babaları için “peder-i büzürgvârları (Sungurhan, 2017b, s. 201, 215)” şeklinde kullanılmıştır. Bu vesile ile terim eserde 4 kere zikredilmiştir.

Gelibolulu Âlî’nin Künhü’l-Ahbâr isimli eserinin tezkire kısmında ilk olarak “hâce-i büzürgvâr (İsen, 2017, s. 49)” kullanımıyla karşılaşılmıştır. Eserde Necâtî için “şâir-i büzürgvâr (İsen, 2017, s. 84)”, denilmiştir. Mevlânâ Âhî isimli şair anlatılırken Nakşibendiyye’ye mensup bir hocası için “şeyh-i büzürgvâr (İsen, 2017, s. 91)” ifadesi kullanılmıştır. Tezkire kısmında “vâlid-i büzürgvâr (s.104), peder-i büzürgvâr (s.107)” ifadeleri kişilerin “baba” larını anlatmak için kullanılırken; “Monla-yı büzürgvâr (s.109), vâiz-i büzürgvâr (s.121), hâkim-i büzürgvâr (s.127), hâce-i büzürgvâr (s.145), zât-ı büzürgvâr (s.174)”, ifadeleri toplum içerisinde şairlerle ilişkisi olan kıymetli kimseler anlatılırken tercih edilmiştir. Son olarak eserde bulunan “büzürgvâr u ser-âmed bir emîr-i nâmdâr (s. 273)” ifadesi, terimin dilbilgisi açısından farklı bir kullanımına örneklik teşkil eder. Genellikle terkîb-i vasfî olarak kullanılan terim burada vasf-ı terkîbî olarak bulunmuştur. Eserde 11 yerde bulunan kelimenin 9’u kişileri anlatmak için 2’si de özelde akrabalık ve nesil bağını ifade etmek için kullanılmıştır.

Riyâzî’ye ait olan Riyâzü’ş-Şu’arâ isimli eserde 13 yerde geçen kelimenin üçü kişilerin akrabalık bağı ve aile fertlerini ifade ederken kullanılmış, 10’u doğrudan kişilerin övgüsünde kullanılmıştır: “şân-ı büzürgvâr” (Açıkgöz, 2017, s. 291).

Rıza Tezkiresi’nde kelime bir yerde, Ehlî isimli şairin övgüsünde “zât-ı büzürgvâr (Zavotçu, 2017, s. 62)” olarak kullanılmıştır.

Râmiz’in Âdâb-ı Zurefâ isimli eserinde “Emîn” isimli şairin biyografisi anlatılırken “büzürgvâr” kelimesi büyük amca anlatılırken, bir akrabalık bağını ifade ederken kullanılmıştır (Erdem, 2019, s. 16).

Esrar Dede’nin eseri olan Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de kelime 6 yerde bulunmaktadır. Beşi akrabalık bildirirken bir yerde övgü amacıyla kullanılmıştır (Genç, 2018, s. 42, 64, 151, 195, 216, 283).

Fatin’in, Hâtimetü’l-Eş’âr isimli eserinde Çilpi Es-seyyid Muhammed Saîd Hemdem Efendi’nin hayatı anlatılırken babasından bahsedilirken “peder-i büzürgvârları…”(Çiftçi, 2017, s. 533) şeklinde kullanılmıştır. 

Mehmet Tevfik Efendi’nin, Mecmu’a-i Terâcim isimli eserinde 4 yerde bulunan kelime, “baba” için kullanılmakla birlikte (Zübeyiroğlu, 1989, s. 161, ) diğerlerinden farklı olarak “birâder” için de kullanılmıştır: “birâder-i büzürgvârı… (Zübeyiroğlu, 1989, s. 13)”, Bir başka yerde mesnevî şârihi olan Şeyh Muslihüddîn Mustafa Serverî’den ve Şair Dâ’î’den bahsederken övgü amaçlı “üstâd-ı büzürgvâr (Zübeyiroğlu, 1989, s. 14, 137)” şeklinde kullanılmıştır.

Mehmed Tevfik’in Kâfile-i Şu’arâ’sında 2 yerde bulunan kelime birinde akrabalığı ifadede –peder-i büzürgvârları…(Mehmed Tevfik, 2017, s. 282) - kullanılmış; ötekinde övgü sebebiyle “sâhib-i sükût ü vakâr bir zât-ı büzürgvâr olduğundan… (Mehmed Tevfik, 2017, s. 297)” tercih edilmiştir. 

Ali Emîrî, Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid adlı eserinde kelimenin, daha önce kullanılmamış bir anlam dünyasında kullanıldığını söylemek mümkündür. Doğrudan kendisi için “Hâl-i büzürgvârım tevsîʻ-i fezâ’il ve maʻlûmâta teşne olduğundan… (Kadıoğlu, 2018, s. 94, 100)” şeklinde ifadenin kullanımını tercih etmiştir. Ayrıca bir de “şeyh-i büzürgvâr” olarak “büyük, ulu şeyh” anlamlarında kullanılmıştır (Kadıoğlu, 2018, s.498).

Terim tezkireciler tarafından genel olarak tercih edilmiştir. Ancak XVII. Yüzyılın yarısından XVIII. yüzyılın yarısına kadar olan dönemde yedi ayrı tezkirede büzürgvâr terimi hiç kullanılmamıştır. Terim genel değerlendirildiğinde şairlerin şahsından, şiir sahasındaki yeteneklerinden ziyade tezkirecilerin tercihi neticesinde kullanıldığını söylemek mümkündür.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

“Büzürgvâr” kelimesi terim anlamıyla Sehî Beg’in Heşt Bihişt’inde 1; Ahdî’nin Gülşen-i Şuarâ’sında 13; Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ isimli tezkiresinde 4; Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkire-i Şu’arâ’sında 42; Beyânî’nin, Tezkire-i Şu’arâ isimli eserinde 4; Gelibolulu Âlî’nin Künhü’l-Ahbâr isimli eserinin tezkire kısmında 11; Riyâzî’ye ait olan Riyâzü’ş-Şu’arâ isimli eserde 13; Esrar Dede’nin eseri olan Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de 6; Fatin’in, Hâtimetü’l-Eş’âr isimli eserinde 1; Mehmet Tevfik Efendi’nin, Mecmu’a-i Terâcim isimli eserinde 4; Mehmed Tevfik’in Kâfile-i Şu’arâ’sında 2; Ali Emîrî’nin, Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid adlı eserinde 3 yerde kullanılmıştır.




Örnekler

Örnek 1:

Anlaruñ büzürgvârlıgı ve suhan-güzârlıgı ve fesâhat u belâgat cihetinden şerh ü evsâf itmek murâd olınursa haşre dek itmâma yetişmez (İpekten vd., 2017, s. 12).

Örnek 2:

Hâl-i büzürgvârım tevsîʻ-i fezâ’il ve maʻlûmâta teşne olduğundan… (Kadıoğlu, 2018, s. 94, 100)

Örnek 3:

Ecdâd-ı büzürgvârı diyâr-ı Mar’aşda Bektûtiyân dimekle iştihâr bulup mülûk-ı Zü’l-kâdiriyyeye sudûr olmagla meşhûrlardur (Sungurhan, 2017b, s. 192).

 




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html

Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html

Devellioğlu, F. (2008). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.

Erdem, S. (hzl.) (2019). Azîz-zâde Hüseyin Râmiz, Âdâb-ı Zurafâ İnceleme-Tıpkıbasım-İndeks. Ankara: AKM Yayınları. 

Eşref, A. Bahtiyar; Soydan, C. (2012). Urdu-Türkçe Türkçe-Urdu Sözlük. İstanbul: TDK Yayınları.

Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html

İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html

İsen, M., Kılıç F., Aksoyak, İ. H., Eyduran, A., Durmuş, M. (hzl.) (2009). Şair Tezkireleri. Ankara: Grafiker Yayınları.

İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html

Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html 

Kanar, M. (2013). Farsça-Türkçe Sözlük. Ankara: Say Yayınları.

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html 

Kurnaz, C., Tatçı, M. (hzl.) (2001). Tuhfe-i Nâilî,Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri, Mehmed Nâil Tuman. Ankara: Bizim Büro Yayınları.

Oğuz, F. S. Kutlar, Koncu, H., Çakır, M. (hzl.) (2017). Kâfile-i Şu’arâ, Mehmed Tevfik. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html

Staingass, F. (2005). A Comprehensive Persian-English Dictionary. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html

Şemseddin Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.

Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.   Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html

Zübeyiroğlu, R. (1989). Mecmü’atü’t-Terâcim, Mehmed Tevfîk Efendi. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, TDE Bölümü, Yayımlanmamış doktora tezi.




Madde Yazarı:
Yazım Tarihi:
21/07/2026
logo-img